Bilmiyorum….

Bilmiyorum, sanırım özledim eski hüzün dolu şiirleri dinlediğim günleri. Belki de özlediğim hüznün ta kendisiydi. Sözlerime başlarken dedim ya bilmiyorum. Aslında bir şeyleri özlediğim de meçhul biraz. Belirsizlikler kaplı yüreğimde. Bilmiyorum işte. Belki çok basit gelecek ama bilmiyorum. Bilmiyorum işte içimde dolaşan sessiz rüzgarların anlamlarını. Yaşamak karmaşık geliyor belki de. Belki de karmaşıklığı değilde basitliği zorluyor ruhumu. Bir akrep hızında giderken hayat, aniden yelkovanla yarışmaktır belki de tüm bu özlemlerin ya da bilemediğim bu tüm duyguların kaynağı. Beklemek, bekletilmek değilde, yetişememiş olmanın yılgınlığıdır belki de. Önemli de değil aslında. Yaşıyorum çünkü bir şekilde. Nereye baksam bir karmaşıklık var, alt yanı ufak tefek basitliklerden oluşmuş karmaşıklık. Özlem demiştim ya, belki gerçekten bir özlemdir. Neye olduğunu sorma istersen. Sorsan da karşında ezilip büzülmeyeceğim. Cevabım belli, belki de hayat kadar basit olacak. Bilmiyorum diyeceğim sadece. Çünkü gerçekten bilmiyorum. Tahmin ediyorum sadece. Her şeyin kaynağı tek bir şey aslında. Özlemlerin, karmaşıklığın hatta belki de basitliğin kaynağı aynı. Beklediğim de, peşinden koştuğumda aynı sanki. Hayat işte, yine o büyük anlamsızlığı… Radyo da çalan o şiir tadında bir yaşantı işte. Geçiyor bir şekilde zaman. Gerçi onla da aramız yok şu dönemlerde. Gerçi kendi içinde çelişen bir sistem değil mi zaten zaman. Bir taraftan acıları unuttururken, pardon azaltırken acıları, bir taraftan yenilerini çıkartmıyor mu zaten. Boş verdim o yüzden zamanı. Benim için zaman yapmam gerekenlerden ibaret. Ne bir yelkovan var hayatımda nede bir akrep. Yapmaya çalıştığım zamana yetişme çabası değil. Sadece yaşadığımı anlama çabası belki de. Evet bir bilinmezlik yine. Çünkü ne için çabaladığımı da bilmiyorum. Hissediyorum gülüyorsun bu sözlere. Belki de saçmaladığımı düşünüyorsun. Ne önemi var ki. Ben saçmalasam, sen gülsen. Bazen ikimiz gülsek, sonra birden dursak. Bakınsak çevremize anlamaya çalışsak. Neyi mi? Bak yine aynı soru ve yine aynı cevap. Koca bir bilmiyorum. Boş ver. Bilmeden yapsak ne çıkar ki. Zaten yaptıklarımızı sürekli biliyor muyuz? Yoksa sadece bildiğimizi zannedip kendimizi mi kandırıyoruz? Sus cevap verme. Çünkü cevabı basit. Bilmiyorum. Merak etme sende bilmiyorsun. Üzülme de. Kimse bilmiyor ki. Akrep mi kovalıyor yelkovanı? Yoksa yelkovan mı akrebi? Geçiyor işte saatler, günler… Aklına gelebilecek tüm zaman terimleri geçiyor işte. Acaba onlar biliyor mu? Neden geçip gidiyorlar. Sanmıyorum. Zaten gerekte yok bilmelerine. Onların görevi o belki. Peki ya bizim görevimiz? Akıp giden zaman terimleri içinde boğulup, sorulan tüm soruların cevaplarını bilmediğimiz halde bildiğimizi zannetmek mi görevimiz? Bak işte yine aynı cevap bilmiyorum. Sus sende bilmiyorsun. Aslında bilmende gerekmiyor zaten. Yaşıyorsun, yaşıyorum, yaşıyoruz… Bilmek ne kadar önemli? Bunu da bilmiyorum. Evet aslında bir neden var. İşte tüm bilmediklerimin cevabı bu nedende saklı. En azından öyle tahmin ediyorum. Çünkü onun ne olduğunu bilmiyorum. Bilsem belki evet o değil diyebileceğim. Ama bilmiyorum ki. Merakta etmiyorum aslında. Çünkü cevabını bulabilir miyim bilmiyorum. Kısaca yaşıyorum sade ve basitçe. Bilmediklerimi araştırmıyorum, bildiklerimi gerçekten biliyor muyum, sorgulamıyorum. Sorma neden? Çünkü bilmiyorum…

This entry was posted in Genel and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> <pre lang="" line="" escaped="">