Ankarayı oldum olası sevmem. Sevilmeyecek ne var mis gibi şehir diyenleri anlıyorum ama Ankara bana göre değil. Fakat şunu söylemem gerekiyor ki, bu yıl 4. kez yaşanılabilir en iyi kent seçilen Ankara bu ünvanını hak ediyor.
Şimdi “vay efendim trafik aldı başını gidiyo, hayat pahalandı, eğlence yok bişi yok” diyen sesleri duyar gibi oluyorum. Ama iş öyle değil işte. 20 dakikalık mesafeyi 45 dakikaya hergün gidip gelenler arasında bende varım. Ama İstanbulda ki gibi yürüyerek 15 dakikada kat ettiğiniz yolu arabayla 40 dakikada kat etmiyorsunuz. Eğer gidip Arvin, Rize gibi Karadeniz şehirleriyle kıyaslamıyorsanız Ankara büyük şehirlerin çoğundan daha temiz havaya sahip.
Toplu taşıması sıkıntılı evet, ama bir noktadan bir noktaya gitmek için çok nadiren ikinci bir araca ihtiyaç duyuyorsunuz. Ve bu nadir durumların bir çoğuda aslında yürüyerek 20-25 dakikada gidilecek mesafeler oluyor. Otobüslerin kalabalık olduğu gerçeğini saklamamak gerekiyor tabi.
Sonra bir çok ilçesinde geniş geniş sokaklar var, insan yürürken, bisiklet sürerken bunalmıyor. Kafasını kaldırınca bina çatılarını değil gökyüzünü görebiliyor. Sakin bir şehir, gürültüsü, keşmekeşi yok. Kısacası Ankara bence yaşanılabilir şehir ünvanını hak eden bir şehir.
Ankarayı nadiren öven bir insan olarak bütün bunlara rağmen Ankarayı sevmiyorum, bırakın sevmeyi nefret ediyorum bile diyebilirim. Ama benim nefret ediyor olmam Ankaraya bu ünvanın verilmesine engel değil. Bu ünvana katılmayan insanları da suçlamıyorum, sonuç olarka insanların kriterleri farklı.
Ama gerçekten büyük bir şehre muhtaçsanız, iş ve aile şartları el veriyorsa tercihiniz Ankara olsun.
Son yorumlar