“… Paketin arkasındaki o minik yazıları boşver, onları okuyamıyorsun zaten. Bizim ihtiyacımız olan şey etiketteki gerçek…”
Çok şey ifade ediyor aslında, belki çok popüler olamamış bir polisiye romanda* geçen bu cümle. “… ihtiyacımız olan şey etiketteki gerçek…”
Aslına bakarsak, hayatımızın her noktasında etikette olması gereken gerçeklere ihtiyacımız var. Okunamaz puntolarla yazılmış ve bir çoğumuz için sıradan prosedürler olarak görünen şeylere değil.
Birçok insanın söylediği gibi basitliğe ihtiyacımız var aslında. Bir şeyleri anlamak için o kadar çok detaylara gömülüyoruz ki, kendimize bile vakit ayıramıyoruz. İhtiyacımızdan çok daha fazla detayla ve etiketin arka kısımlarında yazan minicik yazılarla uğraşıyoruz. Sonuç göz yorulmasından daha fazlası bence. Kalbimiz ve ruhumuz yoruluyor, bu detaylarla vakit geçirirken…
Yaşamaktan zevk almamız gerekirken, zevk almadan yaşamayı öğreniyoruz. Ve çoğu zaman aslında öğrenmiyoruz, ezberliyoruz. Etikette yazılmış olan büyük harfli cümleler bizlere yeterli gelmeliyken, hep küçük şeylerle başımız ağrıyor. Üzüntülerimizin küçük olması gerekiyorken, mutluluklarımız küçülüyor. Küçük şeylerle mutlu olmak bile çok basit gibi görünüyorken, o küçük şeylere ulaşmak o kadar detaylı ve karmaşık ki, bizi mutlu eden şey gerçekten küçük bir şey mi bilemiyoruz.
Evet, insan gerçekten küçük şeylerle mutlu oluyor. Ama bütün bu küçük gibi görünen şeyler aslında koskocaman bir anahtar. Mutluluğa giden kapının yine küçük bir anahtarı. Ve tüm karmaşıklığıyla ona ulaşmamızı bekliyor… Kısaca etikette “Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmeli insan…” yazıyor, etiketin arkası ise oldukça küçük ve karmaşık…
Bol mutlu günler…
* P. J. Tracy Canlı Yem kitabından alıntıdır…
Son yorumlar