« Posts tagged hayaller

Bir çocukluk vardı, hayalleri olan…

Yıllardır öğrenciler çeşitli dönemlerde çeşitli sınavlara giriyorlar. Eğitim fakültesini bitirip formasyon alan bir insan bile bu ülkede öğretmen olabilmek için sınava giriyor.

Üniversiteye kadar 11 yıllık bir eğitimden geçiyoruz ve neredeyse dershanelere gitmeden üniversiteye girmek imkansız gibi davranılıyor. Ben küçüklüğümde haftasonları kuzenimle ateri oynar ailecek toplanıp isim şehir oynardık. Yaz aylarında saklambaç ve bilimum sokak oyunları oynardık. Şimdiki çocuklara bakıyorumda daha 10-11 yaşlarında dershanelerle tanışıyorlar, sosyal hayatın ne olduğunu, sokakta saklambaç oynamanın ne demek olduğunu belki bir çoğu bilmiyor. Yaz aylarında bile tatil yapması gereken hayal kurması gereken beyinler testlere gömülüyor.

İşin garip tarafı şu ki, kimse bunlara ygs veya diğer sınavlarda bahsi geçen hatta bazıları kanıtlanan kopya olaylarına gösterdiği tepkiyi göstermiyor. Demek istediğim skandallara tepki göstermemek değil. Tabi ki tepkilerimizi koymamız gerekiyor. Fakat zaten gençler okula başladığı ilk yıldan itibaren sistemin istediklerini ve dayattıklarını yapmıyorlar mı?

Neredeyse iki milyona yakın adayın girdiği sınavda ~1500 öğrenci matematik sorularının tamamını yapıyor ve insanlar bunu kopya olarak yorumlayabiliyor. Lise yıllarımdan beri üniversiteyi değil 50 li yaşlarımda neler yapmak istediğimi hayal eden bir insan olarak, gençlerin 20 li yaşlarında sadece üniversite giriş sınvını kazanmayı hayal ettiklerini gördükçe üzülmeden edemiyorum. Öyle bir noktaya gelindiki artık öğrenciler bir bölümü veya mesleği hayal edemiyorlar. İleride ne olmak istedikleri sorulunca “sınavı kazanayım da bir gerisini düşünürüz..” şeklinde cevaplar almak oldukça normal oldu.

Bence YGS de bahsi geçen kopya şüphelerinin yanında asıl tartışılması gereken şeyler bunlar. Sorgulanması gereken 11 yıllık milli eğitime bağlı kurumların yetersizliği yüzünden yıllarını dershanelerde geçiren öğrencilerin hayatları olmalı. İleride çocuklarım ve hatta belki torunlarım olursa anlatacak çok güzel anılarım olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. Son söz olarak şunu eklemek istiyorum; bir çocukluk vardı hayallerle dolu olan, renklerin güzelliklerini görebilen, şimdilerdeyse beş yuvarlaktan hangisini seçmesini gerektiğini düşünen çocukluk var…

Nasıl Gidiyor?

“Bugün büyük bir şey öğrendim. İnanmayı istemiyor olsam da, sanırım öğrendiğim şey gerçek… Hayaller gerçekleştiğinde insanı mutlu etmiyormuş..”

2007 yılının Nisan ayıydı sanırım. “Nasıl gidiyor?” diye mail attığımda çok sevdiğim bir arkadaşıma, aldığım cevap tam olarak buydu. Ve şimdi aynı arkadaşım “Nasıl gidiyor?” diye mail atmış. Verdiğim cevap:

“Hayal kurmak için saatler yetmiyor…”

“Sakın bir şey bırakma yarına, yarın yok ki…”

Başlık bir alıntı*, sadece bir cümle… Yazdığım bu kelimeler ise bu cümleyi görünce hissetiklerimi anlatmaya çalışacak, uzun bir süredir yazmıyorum başarabilecek miyim bilmiyorum. Fakat yarına bırakmayacağım bu işi…

Çocukken bir çok hayalim vardı. Yarınlarla ilgili… Mesela kimse bilmez bir yazılımcıdan çok bir doğa bilimci olmak istediğimi, veya üç satır kod yazmaktan daha çok bir kaç mısra şiir yazmayı sevdiğimi. Hepsi bir yerlerde gizli kalmış şeyler…

Bu sözlerimden bulunduğum noktadan dolayı pişmanlık duyduğum düşüncesi çıkmasın. Hayatımın hiç bir zamanında hayal edip yapamadığım şeylerden dolayı pişmanlık duymadım. Ki zaten artık hayaller gerçek olduğunda, hayal edilirken kadar mutluluk vermediğini biliyorum. Hayallerin yarınlar için olduğunu, insanların hayal kurarak bugün için yani gerçekler için yaşadığını çok çok iyi biliyorum.

Hep yarınlara bırakılmış, aslında hep yarınlardan bir şeyler beklemişim (belki hepimiz bekliyoruz). Sanırım artık yarınlara attığım hayallerim için yarını unutum bugünden çalışmaya başlamam gerekiyor.

* Başlık Özdemir Asaf’ın bir şiirinden alıntıdır.

Vedalar…

Zaman çok çabuk geçiyor. Lise ve üniversite dönemlerinde hep Ankarayı terk etmenin planlarını yapardım. Artık bu hayal gerçek oldu. Yeni maceralara ve hayallere atılmanın zamanı yavaş yavaş geliyor…

Tabi her yeni karar bir şeyleri tetikliyor. Eğer bu kararınız şehir değiştirmek ise bazen insanlara veda etmeniz de gerekiyor. Gerçi ben veda sözcüğünü kullanmayı pek sevmiyorum, çünkü Ankarada yaşayan tüm sevdiğim insanlarla iletişimimi her zaman devam ettireceğim. Ama tabi gitmeden öncede elimden geldiğince hepsiyle görüşmeye çalışacağım.

Bugün bu amaçla, uzun bir süredir görmek istediğim Fulya hocamı ziyarete gittim. Gerçi yoğun bir dönemde gitmiş olmaktan dolayı biraz suçluluk hissediyorum kendimde bu yüzden beni kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyorum. Her zaman olduğu gibi yine bir öğretmenden çok bir abla gibi tavsiye ve önerilerde bulunurken bir taraftanda cesaretlendirmeyi ihmal etmedi :) . Kendisine yoğun zamanında bana da yer açtığı için ve güzel tavsiyeleri için teşekkür etmek bir de yeni evi için hayırlı olsun dileklerimi iletmek istiyorum. :)

Özgür Kuru is Stephen Fry proof thanks to caching by WP Super Cache