« Posts tagged ibrahim sadri…

İstanbul Üstüme Düşer – İbrahim Sadri

Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme düşer
Karaköy’den vapur kalkmaz
Sezen Aksu şarkı yapmaz
Üsküdar’da yangın çıkar
Hey kanar yüreği güvercinlerin
Minübüsler bağırmaz olur
Aşk üstüne yenim etmez martıları boğazın
Ulan poyrazı küser, olan lodosu esmez
Yağmuru yağmaz nisanın
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme gelir

İçim yanar içim
Bir aşk için bir içim
Kendini varur sokaklarına Cihangir’in
Eyüpsultan sabahlarına
Ve ekmek kavgasına yemin olsun
Bir de umuduna
Kavgaya düşmüş yeni gencin

Beyoğlu
Arsız bir gece beyim
Hayat üryan edilmiştir
Ve sevilmiştir, ve sevmiştir
Gül pavyonda sevim
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim
Yolda yürürsün
Canın çeker
Kestane satarım Taksim’in köşesinde
Beyoğlu’da sinemaların kapısında dururum
Her filimde Türkan Şoray oynar
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme düşer
Minibüslerin kapısında bağırırım
Sen binersen ön kolduğu ayırırım
Bir de teyibe attım mı şarkımızı
Bir tek dileğim var
Mutlu ol yeter
Ben sana küsmem
İstanbul üstüme düşer
Yangın çıkar üsküdarın içinde
Aslan arkadaşla belalardan geçerim
Her bi şeyi taşır yüreğim
Her bi şeyi taşır
Bir senin yokluğunu çekemez
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme düşer
Karaköy’den vapur kalkmaz
Sezen Aksu şarkı yapmaz
Üsküdar’da yangın çıkar
Ey kanar yüreği güvercinlerin
Minübüsler bağırmaz olur
Aşk üstüne yenim etmez martıları boğazın
Ulan poyrazı küser
Olan lodosu esmez
Yağmuru yağmaz nisanın
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme gelir
İstanbul üstüme düşer
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim

Yaz Bitti… İbrahim Sadri

Yaz bitti
Sesin
Ay düştü
Mavi neonları söndü
Sahil cay bahçelerinin
Ortalıkta birkaç sarı yaprak
Yarım bir çay
Ve sadece hatıralar, var
Yaz bitti
Çekildi gözlerin lacivert sulardan
Ay gitti
Hani bu sondu
Hani ağlamak yoktu
Geride yosun kokusu
Ve sarkılan egenin
Geride korku
Yaz bitti
Ay düştü ellerimden
İsmin
Şimdi
Şurada,
Üstünde
Şu
İskelenin
Yaz bitti
Sesin
Ay düştü içimden
Bütün şarkılar gibi kederli
Unutulmuş bir akşam tanışıklığı kadar derbeder
Her şeyi aslına döndüren bir ateş, aşk ve nâr
İşte sonbahar
Yaz bitti
Çekerek içimden ne varsa
İyot kokan deniz kokan sen kokan
Rüzgarı saçlarına benzetmek
Ve saçlarını rüzgara verişini beklemek
Bir taburenin üstünde
Oturup seni özlemek bitti
Ay gitti ellerimden
Yaz bitti
Hadi ömre yürüyelim
Geriye şiirler kalsın
Belki kimsesiz anılar
Sevdanın yoksullarına dağıtacak kadar
Belki bir imbatla
Bir martı kanadında ya da
Yarım bırakılmış bir akşam şarkısında
En iyisi bir dalganın köpüğünde kalsın adın
Anlaşılan
Artık olmamalısın
Radyolarda şarkılar dinlemeliyim
Hangisi sana benziyorsa
Ben de biraz söylemeliyim
Güneşi avuçlarımıza bırakan
Bir temmuzun ardından
Yürüyüp gitmeliyim
Seni lacivert sularından çıkarıp egenin
Okyanusların bitimsiz mavilerine terk etmeliyim
Kimbilir
Belki de artık üşümeliyim
Hey sonbahar
Ben şimdi seni sevmeliyim
Yaz bitti
Sesin
Ay düştü
Mavi neonları söndü
Sahil çay bahçelerinin
Ortalıkta birkaç sarı yaprak
Yarım bir çay
Ve sadece hatıralar, var
Yaz bitti

Yaz bitti….

Yaz bitti
Sesin
Ay düştü
Mavi neonları söndü
Sahil cay bahçelerinin
Ortalıkta birkaç sarı yaprak
Yarım bir çay
Ve sadece hatıralar, var
Yaz bitti
Çekildi gözlerin lacivert sulardan
Ay gitti
Hani bu sondu
Hani ağlamak yoktu
Geride yosun kokusu
Ve sarkılan egenin
Geride korku
Yaz bitti
Ay düştü ellerimden
İsmin
Şimdi
Şurada,
Üstünde
Şu
İskelenin
Yaz bitti
Sesin
Ay düştü içimden
Bütün şarkılar gibi kederli
Unutulmuş bir akşam tanışıklığı kadar derbeder
Her şeyi aslına döndüren bir ateş, aşk ve nâr
İşte sonbahar
Yaz bitti
Çekerek içimden ne varsa
İyot kokan deniz kokan sen kokan
Rüzgarı saçlarına benzetmek
Ve saçlarını rüzgara verişini beklemek
Bir taburenin üstünde
Oturup seni özlemek bitti
Ay gitti ellerimden
Yaz bitti
Hadi ömre yürüyelim
Geriye şiirler kalsın
Belki kimsesiz anılar
Sevdanın yoksullarına dağıtacak kadar
Belki bir imbatla
Bir martı kanadında ya da
Yarım bırakılmış bir akşam şarkısında
En iyisi bir dalganın köpüğünde kalsın adın
Anlaşılan
Artık olmamalısın
Radyolarda şarkılar dinlemeliyim
Hangisi sana benziyorsa
Ben de biraz söylemeliyim
Güneşi avuçlarımıza bırakan
Bir temmuzun ardından
Yürüyüp gitmeliyim
Seni lacivert sularından çıkarıp egenin
Okyanusların bitimsiz mavilerine terk etmeliyim
Kimbilir
Belki de artık üşümeliyim
Hey sonbahar
Ben şimdi seni sevmeliyim
Yaz bitti
Sesin
Ay düştü
Mavi neonları söndü
Sahil çay bahçelerinin
Ortalıkta birkaç sarı yaprak
Yarım bir çay
Ve sadece hatıralar, var
Yaz bitti

İbrahim Sadri…

……

Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışan çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması
Ateşin sıcağı
Bu Pazar sabahı
Tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay
Taze dem kokusu
Hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir siir yazmak
Pazar bulmacasının boş karelerine
Şiirde tam da bunu anlatmak delice
Tam böyle bir şey
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak
Bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek
Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim

İ. Sadri…

Bir zamanlar…

Bir arkadaşım, msn adresine bir söz yazmıştı… “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum…” diye. Uzun süre olmuştu hani İbrahim Sadri dinlemeyeli.

Oysaki eskiden, çok değil iki üç yıl kadar önce. İbrahim Sadri dinlerdim. Aslında bu sevda da eskiye dayanır ya neyse… Uzun süre oldu. Şiir dinlemediğim, İlhan İrem dinlemediğim. Özlemişim aslında. Şimdi arka planda çalan Sevda Sokağı’nı, Bir Adın Kalmalı’yı… Aslında çok şey geride kalmış çok…  Eskiden şiir de yazardım. Arka planda muhtemelen ya İlhan İrem çalar, ya İbrahim Sadri kelimelere can verirdi, ben kalemimle kağıtları yorarken. Şimdiler de yazmıyorum. Arada sırada klavyenin tuşalarını eskitiyorum ama tadı yok eskisi gibi. Kağıtları karalamak ayrı bir zevk sanırım. Ya da, sıkıcı bir ders sırasında matematik formüllerinin yanına çizilmiş üç beş satır daha anlamlı kaçıyor.

Okuyorum, yazdıkalarımı. Ne kadar çok duygusalmışım ve sanırım hep imkansıza aşık… Şimdi İbrahim Sadri Adın Batsın diyor da, hak vermiyor değilim. Kalemi, kağıdı çok seven ben, uğramıyorum yanına bile o eski dostların. Zamansızlık değil, biliyorum. Çünkü eskiden evet eskiden, belki daha hayat rüzgarları geçmemişken başımdan, iki saat geç koyar kafamı yastığa ve kalemimle birlikte dans ederdik kağıtlarla..

Evet, arkada şiirler dönüyor da benim gözlerim doluyor. Yazasım geliyor. Fakat bulamıyorum, emektar kalemi, onu saran defter yapraklarını… Yerini almış olsa da klavyem. Tadı yok, kağıdı kömürle kirletmek gibi…

Uzun süre olmuş çok uzun süre… Şimdi gözlerim dolmuş, özlemler belirmiş ve ben yine eski ben olmayı hayal eder olmuşum. İçimde ki boşluğu şimdi anlıyorum. Bırakmışım en güzel dostları bir kenara. Sanallıklar içerisinde boğulur olmuşum. Özledim, şiir yazmayı, kendimi dinlemeyi. Evet, hüzün dolu melodilerle uyumayı. Gökyüzüne bakıp, Bir Adın Kalsın diyebilmeyi….

Ve şimdi. Geldik hiçlikler zamanına. Yazmak istesekte, bir şeyler engel oluyor sanki. Suçlu kim? Hayat mı? Yoksa biz mi?….

Çok uzun zaman olmuş çok.. Bakıyorum da en son tarih ikibinyedi. Takvimler ilerlemiyor mu hiç? Unutmuşum. Dinlemeyi, dinlerken yazmayı…..

Özgür Kuru is Stephen Fry proof thanks to caching by WP Super Cache