Bu tarz konularda yazmayı pek sevmem, ne ben bu dünyayı değiştirebilirim, ne de benim fikirlerim birileri tarafından dikkate alınır. Yakın çevrem Karadeniz bölgesinde yapılamsı planlanan HES’lere (Hidroelektrik santralleri) karşı olduğumu bilir.
Efendim, bir çok kişi çevreciler nükleere karşı, hes’e karşı nasıl elektrik üreteceğiz diye garip bir soru soruyor. Ben Hes’lere teknik açıdan karşı değilim fakat uygulama açısından karşıyım. Çünkü ne yazık ki, Karadeniz bölgesinde bulunan bir çok derenin debisi üzerine bir dinamo ve tribün koyulacak kadar yüksek değil. Bu yüzden dereden borularla tribünlere su taşınıyor. İşte ben buna karşıyım. Ne yazık ki, insanlar bu suların ne kadar önemli olduğu ve etraflarına nasıl hayat verdikleri konusunda bilgisiz ve duyarsızlar.
Geçtiği her yere hayat veren dereleri borulara hapsederek büyük bir doğa katliamı yapılıyor. Beni en çok üzen şeyse, bu derelerin boşa akıp gittiğini düşünen zihniyet. Kısacası hep övündüğümüz, gurur kaynağımız olan Karadenizin doğasına el uzatılıyor ve ne yazık ki, elimden üç beş satır yazmaktan başka bir şey gelmiyor..
Comments (0)